Kabala Ve Masonluk

MASONLUĞUN YAPILANMASI

Masonların dünya üzerinde bu denli güçlü ve etkili olmalarının nedeni, sağlam bir emir komuta zincirine sahip olmalarıdır. Bu sistemin en büyük özelliği gizliliğidir. Her masonik loca ve derece yalnızca kendisine verilen emirleri yerine getirir. Kurulan derece sistemi sayesinde, her locanın yalnızca en üst kademesindekiler, masonluğun genel stratejisini bilebilir.

Masonluğu en tehlikeli hale getiren yönü, faaliyetlerini büyük bir gizlilik içinde yürütmesidir. Bu yöntem nedeniyle sokaktaki insan, masonik faaliyetlerin içyüzünü fark edemez. Tek bir noktadan yönlendirilen, fakat tesadüf süsü verilen olaylara ancak çok dikkatli bir inceleme ile bakılırsa, var olan bağlantılar hissedilebilir.

“Bize verilen sırları, kalbimizin en derin köşelerinde saklamalıyız. Bir ölü kadar sessiz, bir mezar kadar ketum olmalıyız.” (Mimar Sinan Dergisi S. 7, Sf. 14)

Masonluğu eğer masonlara sorarsak, alacağımız cevap, “Masonluğun bir hayır ve yardımlaşma kurumu olduğu” şeklinde olacaktır. Türkiye’de de masonluk, Türk Yükseltme Cemiyeti adı altında kurulmuştur.

Masonlar dışarı yaptıkları bütün açıklamalarda, ropörtajlarda örgütün hayırseverliğinden, iyi niyetinden bahsederler. Gerçekten de bu bilgiler doğrultusunda, masonluğun bir hayır kurumu olduğuna inanmak mümkündür. Fakat, masonların kendi kaynaklarını incelediğimizde durum biraz farklılaşır.

Herşeyden önce masonlar, kendi üyelerine mahsus olarak çıkardıkları yayınlarda devamlı gizlilik, ketumiyet ve sırları açıklamamaktan bahsederler. Masonluğa yeni giren birisi ile mason üstadı arasındaki şu diyalog, bu gizliliğin önemini ortaya koymaktadır:

“Büyük Üstad: Önce sizden bir şeref sözü isteyeceğim, aramıza alınsanız da alınmasanız da, burada görüp işittiklerinizi dışarıda hiç kimseye açıklamayacağınıza söz verir misiniz?

… Uçları size çevrilmiş bu kılıçlar yemininizi çiğnerseniz, masonluğun sizden nasıl öç alacağını ve aynı zamanda çekeceğiniz vicdan azabını göstermektedir.” (Türkiye Büyük Mason Locası, Birinci Derece Tüzüğü, sf. 35)

Acaba bir hayır kurumu, niçin bu derece şiddetli bir şekilde çalışmalarını gizlemektedir? Ortaya çıkmasından korkulan şey nedir? Başka bir masonik kaynakta da şunlar yazmaktadır:

“Sembolleri ve localarda geçen olayları, tartışmaları açıklamak ahlak dışı bir harekettir; yemine ve davaya ihanettir.” (Büyük Şark Dergisi, s.11, sf.12)

Demek ki, masonların ortaya çıkmasından çekindikleri bazı sırları vardır. Ve bundan dolayı gizliliği bir prensip haline getirmişlerdir. Bir mason yemininde, bu sırların önemi şöyle vurgulanır:

“Şimdi veya daha sonra bana öğretilecek Kadim Masonluk Misterleri ile bunlara ait gizli sanatları, yönleri ve noktaları, bu dereceye usulüne göre kabul edilmiş olanların dışında hiç kimseye, kim olursa olsun, hiçbir surette açıklamayacağım veya yalnız tam, kusursuz ve muntazam bir locada iken ve onların da kendim gibi düzenli olduklarına tam bir kanaat getirdikten sonra usulüne göre açıklayacağım.

Yine söz verir ve şerefim üzerine yemin ederim ki, bu sırları, hareketli veya hareketsiz hiçbir şeyin üzerine yazmayacak, basmayacak, kazımayacak, işaretlemeyecek, resmetmeyecek, kesmeyecek veya elimden gelip gücüm yettiğince de başkalarına yaptırtmayacak, yapmalarına engel olacak, yapmalarına göz yummayacağım ki, bu hareketli ve hareketsiz şeyler üzerinde herhangi bir kelime, hece, harf, işaret veya şekil, yahut bunların en küçük bir izi bile, benim ihmal veya liyakatsizliğimden dolayı sırlarımız ile misterlerimizin usulsüz olarak bir başkasının okuyup anlamasına, öğrenmesine, ortaya çıkarmasına sebep olmasın.” (Çırak, 2.Derece Ritüeli, Tanju Koray, sf.32-33)

Fakat masonlar, dışarıya karşı, gizli bir örgüt olduklarını dahi kabul etmezler. Bu konuda yapılmış bir röpörtajda Türkiye’deki mason üstadlardan Şekür Ökten şöyle diyor:

“Derneğimiz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre faaliyette bulunur. Gizli değildir. Bizim hiçbir toplantımız ve merasimimiz gizli değildir.”

Üstad vekili Halil Mülküs ise şöyle demektedir:

Mason Prens Frederic ve yanında yüksek dereceli masonlara ait el yazması bulunan kitap.

Kendisini bir hayır kurumu olarak tanımlayan masonluğun iç yüzü incelendiğinde, Yahudi mistisizminden kara büyüye kadar pek çok sapkın inancı içerdiği ve törenlerinin bunlardan kaynaklandığı görülür.

“Biz, gizli bir cemiyet değiliz. Bunu kesinkes açıklıkla söylemek durumundayım.” (Nokta Dergisi s.40 sf.26-27, 13.10.1985)

Masonların yalnızca kendi üyeleri için çıkardıkları kaynaklara baktığımızda ise, durumun farklı olduğunu görürüz. Bu kaynaklarda masonluğun gizliliği önemle vurgulanır:

“Arılar, karanlık olmazsa çalışamazlar… Sol elinizin yaptığını sağ eliniz bilmesin. Gizliliğin sayılamayacak çok etkileriyle ilgili olarak ve daha büyük şeylerle alakalı olarak sembollerin gizemli işlevleri vardır.” (Şakül Gibi, 3/25 sf.20)

Masonların eşleri dahi bu sırları öğrenemezler. Mason dergisi Şakül Gibi’de masonlar ve eşleri arasında, Tekris (masonluğa giriş töreni)den itibaren başlayan sır perdesi şöyle anlatılıyor:

“Sırlarımızı kimseye söylememeye yemin etmedik mi? Tekris dönüşü evde eşinin meraklı sorularına cevap vermemek ve bu yüzden onunla aramızda ebediyen açılmayacak bir sır perdesi oluşturmak hangimizin hoşuna gitti? Kendilerine bile emanet edemediğimiz sırları nasıl olup da öğrenip muhafaza edecekler?” (Şakül Gibi s.24 c.3 sf.7)

Masonluğun dışarıya karşı takındığı hayır kurumu maskesinin altında yatan gerçek ortaya çıktığında, yeni mason bir seçim yapmak durumunda kalır. Masonluğa bu maskeye kanmış olarak katılan kişi, ya masonluğun ilkelerini kabul eder ya da masonluk dışı bırakılır. Mason dergisi Mimar Sinan, bu hayır kurumu maskesine kanarak gelen fakat sonra “hayal kırıklığına” uğrayan acemilerin toplantılara gelmeyi aksatmalarını şöyle anlatıyor:

“Masonluğu bir yardım kuruluşu olarak görüp bu tür çalışmaları bulamayınca hayal kırıklığına uğramak devamsızlığın başlıca nedeni oluyor…” (Mimar Sinan s.30 sf.11 1979)

Masonların gizledikleri gerçekler ise, kendi deyimleriyle bunlara hazırlıksız olanlar için “yıkıcı ve şaşırtıcı” olabilmektedir. Bu doğru bir tesbittir. Gerçekten bir insanı, birdenbire Allah inancından, milli kimliğinden ayırmak, materyalist yapmak kolay değildir. Bu, ancak yavaş yavaş verilecek bir telkinle mümkün olabilir.

 

Tarihi belgelere dayanılarak hazırlanan bir Hollywood filmi olan, “From The Hell” (Cehennemden Gelen) de, tarihin en acımasız seri katillerinden biri olan Karındeşen Jack ile masonların bağlantısı gözler önüne serilmektedir.

 


Yukarıda, bu filmde yer alan masonik ritüellerden bölümler görülmektedir. Mason localarında yapılan törenler bir tür ayin niteliği taşır. Masonluğa yeni kabul edilenler için düzenlenen tekris törenlerinin ise masonik ritüeller arasında önemli bir yeri vardır.

Bu noktada şunu da belirtmek gerekir ki, masonların birçoğu gerçekten ne tür emellere hizmet ettiklerini bilmemektedirler ve sadece bir hayır ve dayanışma kurumu içinde olduklarını sanmaktadırlar. Masonluğun asıl amacını bilenler, çok daha az sayıdadır. Dolayısıyla, kitap boyunca masonluğun dünya düzenindeki etkisinden söz ederken, tüm masonları bunlardan sorumlu tutmak doğru olmayacaktır. Bu kitabı hazırlarken bir amacımız da, bu teşkilatın iç yüzünü bilmeyenlere gerçekleri göstermek, aslında yanlış bir felsefenin içinde olduklarını ortaya koyarak, gerçeği görebilmelerini sağlamaktır.

 

Uluslararası Masonik Zirve: BİLDERBERG GRUP


Bilderberg Grup 1954 Mayısı’nda Hollanda’nın Osterbeek kentindeki Bilderberg Oteli’nde toplanan bir grup mason tarafından kuruldu. Grubu tasarlayıp oluşturan asıl kurucu İsveç Franmasonluğu üstad-ı azamı Joseph Retinger (1887-1960)’dir. Bu gizli grubun finansmanının önemli bir kısmı Amerika’daki Rockefeller Vakfı tarafından karşılanır. Diğer finansör ünlü banker Rothschild ailesidir. Bilderberg çok uluslu bir hükümet gibidir.

Bilderberg birçok kaynakta “Dünyanın Efendileri” şeklinde tanımlanır. Bilderberg Grubun geçmişine ilişkin kapsamlı bilgi bulabilmek çok zordur. Başvuru kaynaklarında kurulduğu yer, tarih ve toplantılara katılan bazı önemli şahısların isminin dışında bir bilgi bulmak mümkün değildir. Kurulduğundan bu yana Bilderberg toplantılarının tamamı basına ve kamuoyuna gizli yapılmış, burada konuşulanlar hakkında hiç kimse bilgi sahibi olamamıştır. Bu toplantılara katılanlar, burada konuşulanları ne pahasına olursa olsun bildirmeyeceklerine yemin ederler. Ünlü bir Türk siyaset adamının dediği “görevimden istifa etmemi isteseler bile burada konuşulanları kimseye söylemem” sözü bu gizliliği ortaya koymaktadır.

Örgüt, sermaye, siyaset, gizli örgütler ve iş dünyasının ünlülerini biraraya getirir. Her yıl yapılan toplantı üç gün sürer. Gizli bir masonik teşkilat olan Bilderberg’in en belirgin özelliği, devletlerin kilit noktalarında görev yapan üst düzey masonları bünyesinde toplamış olmasıdır. Bu nedenle Bilderberg, bir tür masonik zirve toplantısı olarak kabul edilmektedir. Toplantılar sırasında konuların gizli kalacağına söz verilir. Görüşmelerden sonra, yalnızca katılanlara özel bir rapor dağıtılır. Bu örgütle ilgili en detaylı bilgi İspanyol İstihbarat Örgütü’nün üst düzey yöneticisi Luis Gonzales Mata’nın kitabıdır. “Dünyanın Gerçek Efendileri” isimli kitap 1975 yılında Paris’te Bernard Grassed Yayınevi tarafından yayınlanmış, fakat piyasadan toptan satın alınmış ve okuyucuya ulaşması engellenmiştir.

 

Siyonizm – Masonluk İlişkisi

Masonluğun bir diğer önemli yönü, radikal Yahudi ulusçuluğu olarak tanımlayabileceğimiz Siyonizm ile olan bağlantısıdır. Bu, masonların Avrupa’da Kilise’ye karşı verdikleri mücadele sırasında şekillenmiş bir ilişkidir. Yahudiler de Kilise’nin egemen olduğu Hıristiyan Avrupa düzeninden rahatsız oldukları için, bazı etkili Yahudiler masonların savundukları materyalist, din-dışı felsefeleri ve siyasi hareketleri desteklemişlerdir. Bu da Yahudiler ile masonlar arasında geleneksel bir ittifak sağlamıştır. Masonların Kabala gibi mistik Yahudi öğretilerine olan bağlılığı da, bu ittifaka felsefi bir boyut kazandırmaktadır..


Masonik semboller incelendiğinde, pek çoğunun Yahudilik kaynaklı olduğu görülecektir. Yukarıdaki tabloda temel masonik semboller birarada sergilenmektedir.

Masonlar bu bağlantıyı sürekli olarak inkar etseler de sadece kendi üyeleri için çıkardıkları gizli dergi ve kitaplarında bu konuda önemli açıklamalar yer alır .

Örneğin büyük üstad mason Selami Işındağ, “Masonluktan Esinlenmeler” isimli kitabında masonluğun kuruluşunun Siyonist amaçlar doğrultusunda olduğunu şöyle itiraf etmektedir:

“İlk aşamada gizli mason kuruluşu Babil tutsaklığıyla darmadağan olan Yahudileri bir ulusal birlik içinde toplamak istiyordu.” (Masonluktan Esinlenmeler, sf.275)

Diğer mason kaynaklarında da durum bundan farklı değildir. Masonluğun Siyonizmle ve dolayısıyla Yahudilikle ilişkisinden bahseden sayısız mason yayınından bazıları şunlardır:

“Yahudisiz hiçbir mason locası yoktur. Yahudi sinagoglarında hiçbir mezhep mevcut değildir. Orada masonlarda olduğu gibi yalnız semboller vardır. Bundan dolayıdır ki İsrail Mabedi bizim tabii müttefikimizdir.” (Akasya Mason Dergisi, s.62, sf.24)

Diğer bir masonik kaynak, Yahudilikle olan bağlantıyı şöyle ifade etmektedir:

“Ritüellerimizde Tevrat’tan sayısız alıntılar mevcuttur.” (Mimar Sinan, 1983, s.47, sf.39)

Masonik diyalogların yer aldığı özel mason dergilerinden birinde rastlanan şu konuşma ise masonluk-Yahudilik bağlantısını tüm çarpıcılığıyla gözler önüne sermeye yetiyor:

“Büyük Üstad: Kimden sakınmalıyız?

I. Nazır: Düşmanlarımızdan ve kardeşlerimizden.

Büyük Üstad: Kardeşlerimizden sakınmamızın sebebi nedir?

I. Nazır: İsrailoğulları esarettedir. Biz onların kurtulmaları maksadını takip ediyoruz. Lakin yeni kardeşlerimiz bizim bu projemizi anlamayacaklar ve tatbikini engelleyeceklerdir.

 


Masonik semboller taşıyan madalyalar

Büyük Üstad: Kardeşlerim! Nizam vaziyeti alalım. Yahudi diyarının kurtarıcısını selamlayalım.” (15. Derece Çalışma Rehberi, sf.24)

Masonluk hiçbir dönemde kuruluş amacı çerçevesinden dışarıya çıkmamış, geleneklerinden en ufak taviz vermemiştir. Masonlar geleneklerine bağlılıklarını şöyle dile getirmektedirler:

“Bizim yöntemlerimiz, geleneklere bağlılığı ile bu gelenekler etrafında kurulmuş ve geleneklere bağlılığıyla bugüne kadar yaşamıştır. Bu gelenekler yıkılırsa masonluğun da temeli yok olur.” (Mimar Sinan Dergisi, s.50, sf.47)

Fakat masonlar bu bağlantının ortaya çıkmaması konusunda çok titizdirler. Mason yükümlülüklerini belirten Anderson Yasası davranış maddesi dördüncü fıkrası şöyledir:

“Mason olmayan yabancılar bulunduğunda, sözlerinizde ve tutumunuzda öyle ketum ve ihtiyatlı olunuz ki en ince zekalı yabancı bile duyulması uygun olmayan şeylerin farkına varmasın.” (Akasya Mason Dergisi, s.62)

Masonluğun kurucusu olarak kabul edilen Hiram Usta’nın dahi Tevrat’ta anlatılan bir kişi olması Tevrat’a olan bağlılığın bir başka göstergesidir.

 

Masonik Sırların İfade Şekli: SEMBOLİZM

Masonlar için sır ve gizliliğin bir gereği olan sembolizm, çok büyük önem taşır. Semboller sayesinde açıkça ifade edilmesi mümkün olmayan pek çok gerçek, gizli bir şekilde anlatılır.

Sembolizmin kendileri için ne derecede önemli olduğunu masonlar şöyle anlatırlar:

“Masonlukta semboller, masonik ilkeleri daha iyi anlatmak, ritüellerin içerdiği aşılamaları ve öğütleri belleklere iyice yerleştirmek, bunların uzun ömürlü olmalarını sağlamak için kullanılırlar. Masonlukta sır olarak nitelendirilen şeylerin başında masonik işaretler, sözcükler ve simgelere verilen anlamlar gelir.” (Sözlük, Büyük Mason Mahfili Yay., sf. 158)


İskoç locası, Rus arşivi, 1820


Bir mason locasının iç görüntüsü

Üstte çeşitli localara ait masonik madalyonlar görülmektedir.

Mason üstadların törenlerde giydikleri kıyafetlerde kullandıkları makamları belirten semboller.


I. derece sembol panosu


Masonik önlüklerde ve resimlerde kullanılan ay ve güneş sembolleri Kabala kaynaklıdır.

Mimar Sinan dergisi de sembollerin önemini şöyle dile getiriyor:

“Masonluğun bir tarifi onun “Allegori perdesi arkasına gizlenmiş sembollerle tasvir edilmiş bir ahlak sistemi” olduğudur. Loca içinde dilsiz, sessiz, hatta tozlanmamış duran amblemlerin manalarını incelemek ve bu suretle hakikatleri meydana çıkarmak hepimizin vazifesidir. Yani masonluğun sistemiyle, allegorileriyle, sembolleriyle ne öğretmek istediği hakkında bilgimiz olmalıdır.” (Mimar Sinan -Sayı: 13 Yıl:4)

Görüldüğü gibi masonluk, masonlar tarafından ‘sembollerle tasvir edilen bir ahlak sistemi’ olarak tanımlanmaktadır.

Sembollerle Yahudilik Masonluk Bağlantısı

Bu sembollerin hangi kaynaktan geldiğine baktığımızda bu sistemin tamamen materyalist bir felsefeyi ve Kabala öğretisini ifade ettiğini görmekteyiz.

Pek çok kuruluşun ambleminde yer alan bu semboller, oradaki mason hakimiyetini diğer masonlara haber verir.

Başka mason kaynaklarında ise sembolizm önemi şu şekilde anlatılmaktadır:

“Masonların kendilerine özgü işaret ve alametleri vardır. Bunların ifade ettiği mana, ancak mason olmakla öğrenilir.

Masonlar bu sayede dünyanın her yerinde lisanından bir kelime bilmeseler bile, bulundukları memlekette kendilerini tanıtabilirler.” (Şakül Gibi, 1929 s.19 c..2 sf.24)

Masonlukta Derece Sistemi

“Karanlık bir odada, yarı uyur durumda bulunduğunuz sırada, birisi gelip elektriği yaksa, bunu istemezsiniz. Gözleriniz karanlığa alışık olduğu için, fazla ışıktan müteessir olur, ışığın önce az gelmesini sonra kuvvetlenmesini istersiniz. İşte masonların yaptığı da budur: Işığı uykulu gözlere yavaş yavaş vermek.” (Türk Mason Dergisi,sf 3036)

Masonlar dışarıya karşı büyük bir özenle gizledikleri sırlarını, kendi üyelerine de birden açıklamazlar.

Masonluk, sırlarını üyelerine telkin ederken, Kabalizmden kaynaklanan bir dereceleme sistemi kullanır. Bu derecelerle yeni mason, sistemli bir şekilde eğitilir. Ya da masonik deyimle, “Işık, uykulu gözlere yavaş yavaş verilir.”

Bu derecelendirme sistemi mason kaynaklarında şöyle anlatılır:

“Masonlarda sır yok değildir. Bu müessesede gizli şeyler vardır. Müptediler, (masonluğa yeni girmiş birinci dereceli masonlar) yalnız birinci dereceye mahsus rumuz ve işaretleri bilirler. Ondan sonra da terfi ettikleri derecenin rumuz ve işaretlerini öğrenebilirler. Demek oluyor ki, derecelere göre, masonlar arasında bile gizli rumuz ve işaretler vardır.” (Büyük Şark Dergisi, s.15, sf. 19)

Her derecenin kendine has sırları vardır. Dereceler içinde giderek yükselen mason, masonluğun gerçek anlamını çok sonraları öğrenecektir.

İlk derecelerdeki masonlar, masonluğun gerçek felsefesini bilmeden, bu örgüte hizmet ederler. Yalnızca kendilerine verilen emirleri, çoğu kez amacını fark etmeden uygularlar. Bu sayede masonluk, iç yüzünü çok iyi gizleyebilmiştir. Mimar Sinan dergisi, masonların kurdukları bu sistemi şöyle anlatıyor:

“Bütün masonik merasimlerin ortak bir içeriği vardır. Derecesine göre her mason, bir sırrın ve bir misyonun (görevin) taşıyıcısı kılınmıştır. Her kardeş bu sırrı muhafaza etmek, onun bekçisi olmak, kendinden istenecek görevleri, yani bir misyonu yerine getirmekle yükümlüdür.” (Mimar Sinan Yıl 4 s.16 sf.14)


Ünlü besteci Amadeus Mozart’ı bir mason toplantısında gösteren tablo, Viyana’daki Tarih Müzesi’nde sergilenmektedir.

Masonlar, derece sistemini bir başka kaynakta da şöyle anlatırlar:

“Masonlukta sır olarak nitelendirilen şeylerin başında, masonik işaretler, sözcükler ve simgelere verilen anlamlar gelir. Ezoterik (gizemci) sistemin gereği olarak bunlar bir alt derecedeki masonlara bildirilmez.” (Büyük Mason Mahfili Yayınları, No:4 Sözlük İst. 1982)

Aşağıdaki ifadeler ise yeni bir masonla, üstad-ı azamı arasındaki diyaloğu göstermektedir:

“Efendim, üstadım, hepsini anladım, iyi, güzel, fakat şu bizim mesleğimizin bu kadar derecelere ayrılması ve bunların aralarında bu kadar seneler olması ne oluyor? Neden bu bir dereceden ibaret olmuyor? Hiç olmazsa üç dereceden… neden bu mesleğe girenler mesleğin anlatmak istediği gerçekleri ilk günden itibaren görmesinler? Neden onları bir din kitabı gibi, bir felsefe tarihi gibi, bir sosyoloji eseri gibi okumasınlar? Anlayamaz mıyız ?

Üstad-ı azam: Biz size otuz üç derecenin içerdiği gerçekleri nasıl, niçin birdenbire verelim? Hem bu yalnız masonluk prensiplerini dereceli bir surette ruhlara sindirmek meselesi değil, aynı zamanda bir istifade meselesidir. Öyleleri vardır ki, bu mesleğin fikirlerini kavrayamayacaklardır.

O gibileri denemeye ve daha sonra ayırmaya tabi tutmak ve gerektiğinde kabiliyetinin sınırlarından ileriye aşmasına engel olmak, hatta gerekirse topluluk dışı bırakmak lazım gelir. Halbuki senin dediğin olursa tehlikeli adımlar atılmış olur.” (Büyük Şark 1933, No.10, sf.16-17)

Bu diyalogda görüldüğü gibi, masonluğu özümleyecek yapıya sahip olmayanlar, ileri derecelere yükselemezler. Masonik felsefeyi tam kavrayamayanlara sırları açmak, masonların deyimiyle, “tehlikeli adım” olacaktır.

Masonlar için 27. derece çok önemlidir. Bir masonun 27. dereceyi aşabilmesi için bütün dini inançlarını, dünya görüşünü terk etmesi gerekir. Çünkü bu noktadan sonra mason, Kabala esaslarını çok detaylı olarak öğrenecektir.

Masonluğun en büyük sırlarından olan kara büyü buradan sonra devreye girecektir.

Facebook Yorumları

yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>